Edebiyat

İhanetin Soğuk Nefesi

Bunca zaman sustuktan sonra şimdi niye konuştuğumu merak ediyor olmalısın. İçimdeki kasırganın dinmesini beklemek, karman çorban duygu silsilesini çözmek kolay olmadı. Bir yere kadar gelebildim en azından, düğümleri çözmek yerine koparmanın aklı başında tek çözüm yolu olduğunu gördüm. Enine boyuna düşünerek geceleri katık ettiğim her günün sabahında avuçlarımın içinde kocaman bir yalnızlık buldum.

Soyut bir kavramı somut hale getirebilen tek şey zihnin çektiği acıdır. Benim kendimce devinip durduğum dönerin ağzında yanlışlarım ve alttan aldığım fedakarlıkların sonuçları duruyordu. Şimdi sıra sana tüm suçları atfedip başımın gözümün sadakası olsun diyerek geçip gitme vakti değil.

Haklının hakkını verecek kadar olgunlaştığımı düşünüyorum. Mesnetsiz söylemlerin ardına sığınıp olmayan şeyleri olmuş gibi göstermeyeceğim. Bu denli aciz bir yaratık olmadığımı bilmen gerektiğini düşünüyorum. Kalbime güvenerek adım attığım bunca yılın bana geri iade edilen tek kazancı beni hala savunan iç sesimdir. Affet, yine asıl konudan uzaklaşıp yapılması gerekeni erteliyorum.

Beni aldattığını biliyordum, hissetmiştim. Bir insan sevilmediği veya sevilmekten artık vazgeçildiği anları kalbinin titremesinden duyumsar. Sevginin tükenişini ayrımsadığımda bir anlığına nefesimi ciğerlerimden bırakmakta zorlandım. Yanımdaydın, sıcaklığını dokunsam varlığına inanabilirdim. Fakat yalnız bırakılmış, zihnen terk edilmiştim. Görebiliyordum gözlerinin arkasında başka birinin olduğunu. Hiç bu kadar yalnız hissetmedim inanır mısın?

Sonu fısıltıyla kulağıma söylenmiş bir filmi izlemek gibiydi. Bağışla bunun için seni suçlama gayretini göstermiyorum. Bende bitmeyen aşk sende bittiyse seni nasıl mesul tutabilirim ki? Tensel ve fiziki bir ihanet olarak görmüyorum bu yaşadıklarımızı. Ancak gözlerinin derinliklerinde gördüğüm o yabancıyı ilk fark ettiğimde bana söylemeliydin. Uzun bir süre benimle konuşmanı, kandırmadan gerçeği yüzüme söylemeni bekledim.

İhanetin soğuk bir astarı vardır. Dışı ne kadar yakıcı olursa olsun içten içe parlayan alevlerle süslüdür. Kalben beni aldatıyor oluşun tükenişimi simgeliyordu. Canım yanmadı diyemem, başlardaki kızgınlığım bir kurt gibi bedenimin her hücresini ısırıyor, sivri dişleriyle kanımı akıtıyordu.

Nihayetinde itiraf anı geldiğinde üstümden kocaman bir yükün kalktığını fark ettim. Meğer acıyla kıvranan ruhumun beklediği beni sevmediğini yüzüme haykırmandı. Fiziksel ihanet kadar zihinsel olarak aldatılmanın acısı daha büyük. Diliyorum ki bunu bir daha yaşatmaz, başka birinin de bu yükle savaşmak zorunda bırakmazsın…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir