Edebiyat

İzahat verme, yapabilirsen sev!

Geçmişi merak etmiyorum, ben sana gelecek hayallerimden sıyrılıp geldim. Eksik gedik arayacak durumda değiliz ikimizde. Bir şekilde canımızı yakan, ciğerimizi dağlayan yaralarla büyüdük. Ummadığımız anda karşılaştık, sana bunu nasıl açıklayayım.

Bizim ötemizde ilahi bir güç tecelli ediyor, dualarla istediğini bir anda karşında sana gelirken buluyorsun. Sen buna kader de, istersen nasibin aşkla seyredişi. Kanıksadığım bir durum var sadece, altın kafeslere koymaya karşıyım duyguları.

Olabildiğince özgür kılmak için ellerimde tuttuğum hisleri sıkmıyor, zedelenmekten kaçıyorum. Aynı zamanda büyük beklentilerle gönlümü eğlemiyorum. Beklentilerim yok diyemem, fakat acımın yükünü taşı yada benden aldıkların kadarını ver diye tutturmayacağım.

Ben senden hayatın acını çıkarmak istemem ki. Yanımda dur yada git, kendin seç bana vereceğin değeri Zorla güzelliği kim yaratmış ki ben oldurup ortaya çıkarabileyim. Kendimi rezil etme pahasına gerçek duyguların peşinde koşmaktan bitap, öylesine biriyim işte.

Senden izahat istemem aşkın hatırına, ülkesini benimseyen bir vatandaş kadar hak talep etmem. Yapabilirsen sev derim, sevmektir insanlığın özü. Meşakkatlidir ama insana en çok yaraşan da, yakışan da budur. Gördün mü bak, altına giremeyeceğin büyük yükler koymuyorum ortaya.

İlla beni anla diye de zorlamıyorum, benliğini bulamamış kişiyi dünya anlasa ne çıkar o kendini anlayamadıktan sonra…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir